Hafızanın boşlukları arasında bir soluklanma durağı

ANTAKYA KOPRUBASI URBAN DESIGN

#competition, #urbandesign, #antakya, #orantes, #asiriver, #riverside, #waterfront, #design, #publicspace

Information

ANTAKYA KOPRUBASI URBAN DESIGN

HATIRLANAN ZAMAN


Coğrafyalar üstü bir tarih akıp gidiyor yanımızdan. Bu sudan sebeplenen niceleri oldu. Çok medeniyetler kuruldu burada, çok diller konuşuldu. Yerin sesi bir hayli kalabalık. Bu su komşu memleketlerden çok şeyler getirdi, buralardan da oralara, bir hayli...  


Hiç bir iz var mı ? 


Bu su kenti ikiye bölüyor. Eski kent ile yenisi karşı karşıya geliyor. Geçmiş kaçınılmaz şekilde şimdiki zamanla üst üste geliyor. Hatırlanan zamanla hatırlama zamanı çakışıyor. 

Dönülemeyecek geçmişle gerçekleşmeyecek geleceğin birbirine bağlandığı, bağlanırken birbirine omuz verdiği nadir bir şimdi burası. 


Burası Asi’nin soluklanması için bir yer. Diyar memleketlerden taşıdıkları tekrar buraya armağan olsun diye.


Asi taşacak, taşıdıklarını bırakacak. Onlar can bulacak yükselecek. Ne gelecek Asi’den? 

Kısmet...

Ne gelirse baş üstüne.

Client

Antakya Metropolitan Municipality

Location

Antakya

Size

20500 sqm

Awards

  • 1th Honorable Mention

Program

Urban Design

Status

National Competition

Collaborators


  • Merve YAVUZ (Landscape Architect) 

  • Cihan ŞEHLA (Urban Planner)

  • Sena Şeyma CAN

  • Enver Yiğit DOĞAN

  • Berfu OKER

KENT NE GETİRİRSE ...

Eşik üzerindeyiz. Eski şehir ile yeni şehir birbirine temas ediyor. Aradan geçen Asi eşik etkisini güçlendiriyor. Eşikler iki tarafta da olmayan unsurları barındırmaları bakımından bir hayli potansiyellidirler. Eski kent, eski çarşı, eski doku kendi dinamikleriyle var oluyor, yeni kent de ona keza. Bu etkileşimi tariflemeye çalışmak yerine varolabilecekleri altyapıyı kurup, gerisini eşik karakteri gösteren bu dokuya bırakmayı tercih ediyoruz. 


Su tarafından Asi’nin doğal akışı ile, kent tarafından da gündelik hayatın olağan akışı ile beslenen, alt yapısı oluşturulmuş ve gerisi ekoton karakteri gösteren bu zengin dokuya bırakılmış bir hafıza masatları kurguluyoruz.


Coğrafyalar üstü kadim Asi, çeşitli siyasi konjüktürel durumlar ve denetimsizliklerden ötürü niteliksiz bir halde. Fakat kentin doğal altyapısı, vadileri, dağları, ara sokaklarından Asi’ye yönelen kanalları nehri tekrar canlı ve akar hale getirmek için oldukça uygun bir altyapı sağlıyor. 


KAAT ARCHITECTURE + URBAN

Fenerbahçe Mahallesi 34726  

Fenerbahçe - Kadıköy   | |   İSTANBUL 

T   :   +90 216 330 55 84

F   :   +90 216 330 55 83

Humus Gölü’nden başlayan heyecanlı bir yolculuğu var Asi’nin. Çeşit çeşit coğrafyalardan geçip nice akarsularla beslenip Antakya’ya geliyor. Kıvrım kıvrım yolculuğu ne oluyorsa  medeniyet(!)le buluşunca zapturapta alınıyor. Beton kanallar içinde bize dokunmadan aksın gitsin, biz de üstünden geçelim, kafi. Fakat su medeniyet taşıyor. Su coğrafyalar üstü bir hazine barındırıyor. Ki bu da tohum. Lübnan’dan başlayan yolculuğu Suriye’den devam ederken geçtiği tüm coğrafyalardan taşıdığı tohumlar coğrafyalar üstü bir fırsat sunuyor. Antakya’nın kadim tarihinde suyun taşıdıklarının, suyun sebep olduklarının yeri ne kadar da önemli.


Asi ile Antakya’nın ilişkisi son derece hırpalanmış durumda. Yüzlerce yıldır medeniyet taşıyan su durgun ve kokar vaziyette. Dolayısıyla meseleyi sınırları tariflenmiş bir proje alanı olarak değil, suyu örgütlemek olarak görüyoruz. Öncelikli olarak suyu akar ve sağlıklı hale getirmek, sonrasında ise tasarlanmış ve seçilmiş bir peyzaj değil, Asi’nin armağan ettiği tohumlara güvenmeyi tercih ediyoruz. Bu su yüzlerce yıldır tohum, kültür, lisan, medeniyet taşıdı. Bu noktada gerekli sistemleri kurup çekiliyoruz. Asi’nin taşmasında bir beis yok, taşdığı zaman bıraktığı tohumlar için gen havuzlarımız oluşturduk. Taşmasını bir nimet olarak görüyoruz. 571 km boyunca taşıdıklarını bırakması için bir fırsat veriyoruz.


Asi taşacak, taşıdıklarını bırakacak. Onlar can bulacak, yükselecek.
Ne gelecek Asi’den? Kısmet.. Ne gelirse baş üstüne.

Orantes’in Yolculuğu

Asi sayesinde bu topraklarda varolmuş tüm insanlar, tüm dinler ve konuşulan tüm dillerle örülü etnik ve özgün bir coğrafya. 

Tarih ve kültür dolu bu yolculuk sonrası tasarım alanı bir Açık Hava Asi Medeniyetleri Sergisi olarak çalışır. Alana konumlandırılmış değirmen-yazıtlar etnik alfabelerle yazılmış Orontes yani Asi tarihini anlatır. Asi’nin tarihini anlatırken suyunu da kent kotuna taşır, tohumunu ise Antakya topraklarına yeniden kavuşturur.


Yolculuk, Arkeopark ile başlar. Çeşitli uzman görüşlerine göre yıkılan Vakıf İşhanı temelinin altında Roma dönemi antik limanla ilişkili dükkan kalıntıları çıkması kuvvetle muhtemeldir. Bu alana basan Değirmen-Yazıt üzerinde Asi’nin hikayesi Latince anlatılır. Bunu takip eden diğer değirmenlerde bu hikaye, Ermeni, Rum, Arap, Farsi, Osmanlı ve Türk dilleri ile ziyaretçileri karşılar.


Asi tarihi, getirdiği tohumların filizlendiği gen havuzları ve üst kotlara kadar çıkan su yolları ile zenginleştirilen bu yolculuk kot farkından faydalanılarak kesintisiz şekilde bağlanılan Yer Altı Müzesi - Asi Medeniyetler Sergisi ile sonlanır. 


Burası Asi’nin soluklanması için bir yer; diyar memleketlerden taşıdıkları tekrar buraya armağan olsun diye..

SUYUN ÖRGÜTLENMESİ

Habib Neccar Dağı ile Asi Nehri arasında var olan bir örüntü. Çok değil 40 yıl öncesini bilenler Asi’nin yanına inebildiklerini, temizce akan suyu, dağlardan gelen ve ara caddelerinden Asi’ye yönelen su yolu sistemlerini hatırlarlar. 


Suyun örgütlenmesi iki konjünktürel senaryoyu barındırıyor. İlki Suriye’deki Hama kapaklarının şu an olduğu gibi kapalı tutulduğu takdirde bir eylem planı. Kentin Antik Roma döneminden başlayarak bir liman kenti olma niteliğinden ötürü su altyapısı nitelikli fakat kullanışsız bir durumda. Bu altyapı halen mevcut olmasına rağmen daha da iyileştirilirerek kentte ciddi miktarda su hasadı yapmak mümkün. İlk durumda önerimiz kentin farklı büyüklüklerdeki caddelerde farklı tekniklerle su hasadı yaparak Antakya sınırları içerisinde Asi’yi akar ve canlı hale getirmek üzerine.